18 Şubat 2016 Perşembe

"hayaldi gerçek oldu " değil, "hayal bile edemediğiniz şeyler gerçek oldu"... "insanın maddeye tapması" mesela.. ben bu kadarını hayal edemezdim..
eğitim nefsi terbiye ve ödüllendirme temelinde olmalıyken, bu toplumda her şey nefsi şımarıklaştırıp sonra da cezalandırma üzerine kurulu
hoşgörülü insanın hoşgörmesi gereken şeylerden birinin, diğerlerinin hoşgörüsüzlüğü olması ne zorlayıcı ve ne komik
hepimiz sürekli mağdursak, mağdur eden kim hakikaten anlayamadım .. 
belki hepsi bizizdir.
sonra da sistem yöneticileri ve koruyucuları insanları birbirine düşman eden, yozlaştıran, dejenere eden, uyuşturan, vicdanını yok eden tv programlarını değil; insanlığı öğreten, düşündüren, sorgulatan, maneviyatı büyüten, derinleştiren, birlik, bütünlük, sevgi ve barışı arayan edebiyatı, müziği, sanatı sansürler.
bir toplumun ruh sağlığı hakkında tv izleme alışkanlıkları fikir verici olabilir...örneğin 'eğlence anlayışı'... insanların birbirine bağırdığı çağırdığı; küfrettiği, hatta fiziksel olarak saldırdığı programlar... insanların sinir krizi geçirdiği, kendini kaybettiği maçlar... insanların sağa sola ateş edip birbirini kurşunladığı diziler... bu. toplumumuz ziyadesiyle böyle eğleniyor.
kadınları aşağılayan tv programlarına güle oynaya gönüllü katılan, izleyen, destekleyen kadınlar olduğu sürece, 'kadın hakları' konusundaki adımlar hız ve ciddiyet kazanamayacak. bir kişi, cinsiyet ya da toplum saygınlığını ancak kendine saygı duyarak edinebilir, bunu başkasından bekleyemez.

7 Şubat 2016 Pazar

samimi kusurlululuğu, sahte mükemmelliğe tercih ederim.kusurluluk insan olmaktır.
berrak sularda yüzerken, çamurlu sular için yapabileceğin iki şey var; berraklığı yaymak için berrak düşünüp öyle davranmak ya da çamur düşünce ve davranışlarla nihayetinde çamur olmak.
Bir şeyden şüphe etmeden, merak etmeden, araştırmadan yüzde yüz biat etmek ne ise reddetmek de odur; zorluklara rağmen daima gerçeğin peşinde olmaktır aslolan.
insanlar kendilerindeki güzelliği, değeri görseler; diğerlerinin farklılıklarını da güzel ve değerli görürler. ne mutlu ki her şey farklı! her şey kendine özel!

1 Şubat 2016 Pazartesi

Başkasını kötüleyerek iyi olamayız. İyi bakarak, iyi durarak, iyi 'ol'larak iyi oluruz. Kötüleme bir hastalık...Önce iyileşiriz, sonra iyi oluruz.

31 Ocak 2016 Pazar

ne mutlu bilgiye ulaşabilene; 'oku'duğunu anlayıp, öğrenip, hayatına geçirebilene! daha çok öğrenmek isteyene!

10 Ocak 2016 Pazar

Güç zayıf olmamakla değil, zayıflıklarının farkında olup onları geliştirmeye çalışmakla ilgilidir.
ne çok görüş ayrılığı varmış...ayrıl ayrıl, bölün bölün bitmiyor...
gerçi "ölüm" karşısında bir olmadan, yaşamda birleşmek pek mümkün görünmüyor...
Dünya üzerinde yaşanan tüm etik ve ahlak dışı, adaletsiz ve kötücül olayların kökenlerinin su yüzüne çıkması, insanlığın en karanlık yönleriyle yüzleşmesi... yüz yıllarca uygarlıklar çeşitli sınavlardan geçti ve sonuçlarını yaşadı.. belki aydınlanma, geçmişteki hataların tekrarlanmamasıyla mümkündür. bir gün farklı bir tarih yazılacaktır mutlaka...
yüzlerce yıllık kalıp ve değerlerin küfrederek değiştiğine şahit olmadım ama yüzü parçalanmış bir kedinin sevgi, ilgi ve bakımla iyileştiğine şahit oldum.. bu yeterli.
çocuklar kıyılara vururken...büyükler hala saçmasapan konuşuyordu... en iyisi reddettiğimiz şeyin parçası olmamak, aklımızın almadığı şeyleri şahlandırıp kalbimizi yormamak...
çok şey bildiğimden değil,
korkmak yerine sevmeyi seçtiğimden...
ve hepsi bu...
Bugünümüz bize dünümüzün hediyesidir...iyi ki!
yaşamın bereketine borcumuzdur iyileşmek... her günü anlamlı ve güzel kılmak...hakkını vererek yaşamak ve yaşatmak...iyi ki
İnsan evladı kontrol edemediği şeyleri sorgulamaya ayırdığı zamanın çok azını kendinden kaynaklı sorunlara ayırsa dünya herkes için daha güzel olur..
savaşın kazananı yoktur
uzlaşma ve barış tek kazanım yoludur...
Yaşam bir sınavsa, şüphesiz ki zamanı gelen ölüm bir ödüldür. Sınavlarda sorulara kızmak ve suçlamak yardımcı olmadığı gibi; hırs ve başarı kaygısıyla hareket etmek ruha zarar verir. Yaşamda gelen her şeyin, gelişimimiz için gerekli olduğu inancı ve aklımızla, kalbimizle elimizden gelenin en iyisini yapmak ödülümüzdür. Ceza ise, tıpkı yaşarken olduğu gibi -kendimizi sevgiden, iyiden, güzelden alıkoymamız gibi- kendimize biçtiğimiz ödüllerin azlığı olabilir sadece...