ne mutlu bilgiye ulaşabilene; 'oku'duğunu anlayıp, öğrenip, hayatına geçirebilene! daha çok öğrenmek isteyene!
Güç zayıf olmamakla değil, zayıflıklarının farkında olup onları geliştirmeye çalışmakla ilgilidir.
ne çok görüş ayrılığı varmış...ayrıl ayrıl, bölün bölün bitmiyor...
gerçi "ölüm" karşısında bir olmadan, yaşamda birleşmek pek mümkün görünmüyor...
Dünya üzerinde yaşanan tüm etik ve ahlak dışı, adaletsiz ve kötücül olayların kökenlerinin su yüzüne çıkması, insanlığın en karanlık yönleriyle yüzleşmesi... yüz yıllarca uygarlıklar çeşitli sınavlardan geçti ve sonuçlarını yaşadı.. belki aydınlanma, geçmişteki hataların tekrarlanmamasıyla mümkündür. bir gün farklı bir tarih yazılacaktır mutlaka...
yüzlerce yıllık kalıp ve değerlerin küfrederek değiştiğine şahit olmadım ama yüzü parçalanmış bir kedinin sevgi, ilgi ve bakımla iyileştiğine şahit oldum.. bu yeterli.
çocuklar kıyılara vururken...büyükler hala saçmasapan konuşuyordu... en iyisi reddettiğimiz şeyin parçası olmamak, aklımızın almadığı şeyleri şahlandırıp kalbimizi yormamak...
çok şey bildiğimden değil,
korkmak yerine sevmeyi seçtiğimden...
ve hepsi bu...
Bugünümüz bize dünümüzün hediyesidir...iyi ki!
yaşamın bereketine borcumuzdur iyileşmek... her günü anlamlı ve güzel kılmak...hakkını vererek yaşamak ve yaşatmak...iyi ki
İnsan evladı kontrol edemediği şeyleri sorgulamaya ayırdığı zamanın çok azını kendinden kaynaklı sorunlara ayırsa dünya herkes için daha güzel olur..
savaşın kazananı yoktur
uzlaşma ve barış tek kazanım yoludur...
Yaşam bir sınavsa, şüphesiz ki zamanı gelen ölüm bir ödüldür. Sınavlarda sorulara kızmak ve suçlamak yardımcı olmadığı gibi; hırs ve başarı kaygısıyla hareket etmek ruha zarar verir. Yaşamda gelen her şeyin, gelişimimiz için gerekli olduğu inancı ve aklımızla, kalbimizle elimizden gelenin en iyisini yapmak ödülümüzdür. Ceza ise, tıpkı yaşarken olduğu gibi -kendimizi sevgiden, iyiden, güzelden alıkoymamız gibi- kendimize biçtiğimiz ödüllerin azlığı olabilir sadece...