12 Ağustos 2014 Salı

"herkes, her şeyi yapabilir"

6 yaşında, matematik problemini çözemediğim için öğretmenimden bolca dayak yedikten sonra;

10 yaşında, 5 sene devam ettiğim konservatuvar keman bölümünden 'parmakların kısa' denilmesiyle ayrıldıktan sonra;

11 yaşında, diğer sevgili ilkokul öğretmenimin sevgisiyle ders çalışmayı yeniden öğrendikten sonra;

18 yaşında, girdiğim konservatuvar sınavında, kurul tarafından şarkım yarıda kesilmek suretiyle dışarı çıkartıldıktan sonra;

19 yaşında, bana inanan sevgili bir öğretmenim sayesinde, aynı konservatuvarın, aynı bölümüne, sınıf atlayarak girdkten sonra;

20 yaşında çocuk psikolojisi ve eğitim bilimleri okurken, eğitimin nasıl olması ve olmaması gerektiği teorisini gördükten sonra;

24 yaşında, asistan olarak girdiğim ilk derste, yaşça benden büyük öğrencilerime ders anlatabilmem için, önce samimi olup, onlarla bağ kurmam gerektiği gerçeğini anladıktan sonra;

27 yaşında, çok değerli caz hocamla çalışırken, iyi şarkı söylemek için önce iyi bir enstrüman olmak gerekktiğini anladıktan sonra;

28 yaşında, rehberlik alanında, okullarda çocuk ve gençlerle çalışmaya başladığımda, asıl öğretmenin onlar olduğunu anladıktan sonra;

29 yaşında, anne olup da pratiğin, teoriden çok daha geçerli olduğunu görüp, terzinin kendi söküğünü dikmesi için önce kendi sezgilerini dinlemesi gerektiğini anladıktan sonra;

34 yaşında, çeşitli okul ve kurumlarda anne-baba ve öğretmenlerle yaptığım seminer ve sohbetlerde, herkesin bir hikayesi olduğunu ve iyi bir dinleyici olmanın kişilere anlatmak istediklerinde yol gösterdiğini anladıktan sonra;

35 yaşında, 90 küsür yaşında çok değerli Amerikalı caz müzisyeninin atölye çalışmasına katılıp, onun "vokal dersi veren öğretmenlerine sesleniyorum, asla öğrencilerinizin ruhlarına zarar vermeyin!" sözünü duyduktan sonra;

36 yaşında, öğrencilerimle başladığım vokal derslerinde, herkesin -eğer isterse- başladığı noktadan, kısa bir süre sonra hedeflediği yere ulaşacağından emin olduktan sonra;

37 yaşında, çocuk ve gençlerle yaptığım müzik atölyelerinde, imkansız denen bir şeyin olmadığından emin olduktan sonra;

38 yaşında, sabır ve disiplini öğrenmek için gittiğim çini kursunda, bana geri dönen desenleri gördükten sonra;

"satmaz bu", "bilindik parçalar da olmalı", "biz bir şey anlamadık" vb. sözler ve bilimum güçlükler arasından arasından sıyrılıp, ekip arkadaşlarımın da emekleriyle ortaya çıkan ilk müzik albümümü elime aldıktan sonra;

bir ağacın ve onu koruyan insanlığın, yüzyıllar sürecek bir konuyu, bir günde özetleyip öğrettiklerini gördükten sonra;

artık eminim. gerçekten istediği takdirde herkes her şeyi yapabilir. hiçkimse veya hiçbir şey coşkuyla akacak bir suya engel olamaz. iyi veya kötü, karşına çıkan her şey kendi gelişimin içindir. bugünlere yürürken bana eşlik eden -başta ailem olmak üzere- herkese şükranlarımı sunarım.

daima sevgiyle

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder